Benim sitem

Galata kulesi

GALATA

 
İstanbul'un aykırı köşelerinden biri olan Galata, hergün yeniden keşfedilmeyi, yapraklarının daha sıksık karıştırılmasını bekleyen bir tarih kitabı gibidir. 

Galata Kulesi / Fotoğraf: L. Ersin BAŞARIR

Dünyada kimi kentler vardır ki, her biri dünya tarihinde birer köşe taşıdır. İstanbul ise yaklaşık ikibin beş yüz yılı aşan yaşamıyla bu kentlerden biridir. Galata da dinler ve diller mozayiği ile dünya başkenti olarak adlandırılan bu kentin aykırı, farklı köşelerindendir. 19. yüzyıla kadar eski İstanbul ve Üsküdar'ın dışında kentin üçüncü bölgesi olarak yaşamını sürdüren Galata, Bizans döneminde Tophane, Azapkapı ve Galata Kulesi arasınd a yaklaşık 3 km uzunluğunda bir surla çevriliydi ve iç surlarla 5 bölüme ayrılmıştı. Bu surlar üzerinde biri hala duran 12 kapı yer alıyordu. Galata kelimesinin kökeni belli değil. ilk Çağın sonlarında bölge Syka (Sycae=incirlik) olarak adlandırıyordu. Kimilerine göre adı buradaki süthaneler nedeniyle Galaktos (süt) sözcüğünden kaynaklandı. Kimilerine göre de italyanca merdiven, iskele anlamına gelen Ga­lata kelimesinden türetildi. Galata kelimesinin buradan Anadolu'ya geçen Gotlar'ın adından geldiği de ileri sürülmektedir. Galata'nın parlak dönemi 12. yüzyılda buraya bazı ayrıcalıklarla yerleşen Cenovalılar ile başlar. Bölge bir ara Venediklilerin egemenliğine geçer. 13. yüzyıldan sonra Cenovalıların etkinliğinde bir Latin kolonisidir Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethinden 23 yıl sonraya 1476 tarihlenen bir belgeye göre Galata'da 592 Rum, 535 Müslüman, 332 Frenk, 62 Ermeni evi varmış. Galata çeşitli mezheplere, tekkelere bağlı Müslüman, Rum Ortodoks, Ermeni (Gregoryen, Katolik, Protestan), Süryani, Keldani, Yahudi (Karay, Seferad, Eşkenaz), Arap, Çingene, Sırp, Arnavut, Ulah, Cenovalı, Venedikli, Fransız, Levanten topluluklarıyla zengin bir dinler, diller mozayiği oluşturur. Galata'da özellikle Tophane ve Azapkapı çevreleri Müslümanlarca iskan edilmiştir. Dolayısıyla semtte cami, mescit, tekke, sebil gibi dinsel, han, bedesten gibi ticari eserler de bulunmaktadır. Galata 19. yüzyılda yukarılara doğru genişlemiş ve zaman içinde bugünkü Beyoğlu'nu oluşturmuştur. Galata'yı Tophane'den Azapkapı'ya, oradan da Galata Kulesine doğru gezmeye başladığımızda çok ilginç yapılarla karşılaşırız. Tophane Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan, daha sonra geliştirilen bir yapılanmadır. Bugünkü yapı Sultan III. Selim'den (1803) kalmadır. Yapı önündeki Tophane Müşirliği Dairesi 1957'deki yol yapımı nedeniyle yıktırıldı. Yapıların bir parçası olan Teftiş Köşkü, bugün Marmara Üniversitesi Konukevi. Köşkün yanındaki 1826 tarihli Nusretiye Camisi, Barok mimari örneklerindendir. Kılıç Ali Paşa Camisi yanındaki 1732 tarihli Tophane Çeşmesi, Barok yapılı, bitkisel motifler ve arabesklerle süslüdür. Kılıç Ali Paşa Ca­misi (1580) italyan asıllı Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa için Mimar Sinan tarafın­dan yaptırılan külliyeye aittir. Külliye cami, türbe, sebil, medrese, ve hamamdan oluşur 4 fil ayağı üzerine oturan 2 yarım kubbesi ve pandantifli bir kubbesi vardır. Planı Aya Sofya'ya benzer. Beş kubbeli son cemaat yerini bir revak sırası sarar. Mihrabında İznik çinileri bulunur.
Kemankeş Caddesi Yapıları: 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başı mimari yapıların ilginç örneklerini barındırır. Caddenin Tophane girişindeki Frank Han 1855 tarihli bir şirketi barındırmaktadır. Sol taraftaki rıhtım binaları bu yüzyılın başında inşa edilmiştir. Sağdaki Voyvoda Karakolu hala Tanzimat Dönemi Osmanlı armalarını sergiler. Yine sağdaki Mimar Nafilyan'ın yapıtı Hovagimyan Hanı ilginç önyüz süslemeleri ile dikkati çeker. Soldaki Gümrükler Başmüdürlüğü Binası Çevreye aykırılık güden piramidal çıkıntıları, dilimli kabartmaları ile benzeri olmayan bir elektik yapıdır. Denizyolları Binası üç kat boyunca yükselen sütunçeleriyle öne çıkar. Ali Paşa Değirmeni Sokaktaki Türk Ortodoks Patrikhanesi, Papa I. Etfim Enerol tarafından kurulmuştur. Kilisedeki en önemli eser 16. yüzyılda Kırım'dan getirildiği söylenen gümüş kaplama içindeki Siyah Meryem ikonasıdır. Yakın çevrede yine Türk Ortodokslara ait 1887 tarihli Aya Nikola Kilisesi bulu­nur. Her iki kilise de 1992 sonunda restore edilmiştir. Vekilharç Sokak'taki Sür­yani Kilisesi bugün güneydoğudan İstanbul'a göç eden Süryanilerin kullanımındadır. Galata bölgesinde en ilginç yapılar bazı binaların en üst katlarında yer alan Rus kiliseleridir. 1850'li yıllarda Yunanistan'daki manastırlar bölgesi Aynaroz ya da Kudüs'e giden hacı adaylarının konaklaması için Galata'da büyük binalar yaptırılır ve bunların en üst katına birer kilise inşa edilir. Bugün bir Vakıfca idare edilen bu binalar 1917'den sonra Beyaz Ruslara da mekan olmuştur. Aya Andrea, Aya Elia, Aya Pandelemion adlarını taşıyan kiliselerin yeşil renkli kuleleri Galata Kulesi'nden çok iyi görülmektedir. Surp Kirkor Lusavoriç Kilisesi İstanbul'daki en eski Ermeni Gregoryen kilisesidir. Tarihi 1391'e kadar inmektedir. Birkaç kez yanmış, 1957-58'deki cadde genişletilmesi sırasında bina biraz geriye alınmıştır. Alttaki gömüt yerinde Osmanlı çinileri yer almaktadır. 1427'de Benediktenlerce kurulan St. Benoit Kilisesinden geriye kalan tek ortaçağ kulesi bugünkü St. Benoit Lisesi binaları içindedir. Kilise ise 18. yüzyıl sonrasında kalmadır. St. Benoit'nin sırasında Galata Köprüsü'ne doğru yer alan kilise ise Surp Pırgiç Ermeni Katolik Kilisesidir. Eskiden bugün deniz otobüslerinin kalktığı iskele ile Sepetçi Kasrı'nın bulunduğu yer arasında Haliçe girişi kontrol için dubalar üzerinde bir zincir geriliymiş. Zincirin Galata'da bağlı olduğu yerde bir de kale ve mahzen varmış. işte bu mahzen 18. yüzyılda camiye çevrilmiş. Yeraltı Camisi isimli bu yapı İstanbul'un en ilginç yapılarındandır. Eski Karantina Binası'nın altında tonoz örtülü 54 payeye sahiptir. İçindeki mezarların sahabelere ait olduğu söylenir.
Karaköy Meydanı Yapıları: Karaköy Meydanı çevresindeki yapılar genelde yüzyılımızın başında inşa edilmişlerdir. Bunlardan Karaköy Palas Güzel Sanatlar Akademisi (Sanay-i Nefise Mektebi) hocalarından, St. Antonie Kilisesi Mimarı, Gulio Mongeri'nin yapıtıdır. Ömer Abed Han 25 yıl Güzel Sanatlar Akademisi'nde hocalık yapan levanten Alexandre Vallury'nin eseridir. Ziraat Bankası Karaköy şubesi Viyana Bankası için Avusturyalılarca yapılmıştır. Minevra Han, Karaköy Meydanı çevresindeki heykelli binalara bir başka örnektir. Nordstern Han geç gotikten Rönesansa geçiş yapan bir mimari özelliğe sahip 1889 tarihli bir yapıdır. Azapkapı Camisi Mimar Sinan tarafından Sokullu Mehmet Paşa için yapılan iki camiden biridir (diğeri Kadırga'da). 1578 yapısı cami dükkanlar üzerinde 8 ayak üzerinde kuruludur. Mihrap ve mimber mükemmel bir mermer işçliği sergilemektedir.
Saliha Sultan Çeşmesi: I. Mahmut'un annesi Saliha Valide Hatun tarafından 1723-33 yılları arasında yaptırılan çeşme, Rokoko tarzındaki 3 pencereli bir sebil ve iki çeşmeden oluşur
Arap Camisi: 16. yüzyılda Endülüs'ten kovulan ve Galata'ya yerleştirilen Berberiler tarafından kulanıldığı için böyle adlandırıldığı sanılmaktadır. Restorasyon sırasında tabanı açıldığında ortaya çıkan Latinlere ait mezartaşları bugün Arkeoloji Müzesi'ndedir.
Voyvoda Caddesi Binaları: Bankalar Caddesi olarak da bilinen caddedeki binalar 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başına aittir. En görkemli yapı olan Osmanlı Bankası/ Merkez Bankası Binası, cephe süslemeleriyle ünlü A. Vallury'nin yapıtıdır. Voyvoda Caddesi üzerindeki ilginç merdivenler Osmanlı Sarayı'na da mali danışmanlık yapan, musevi cemaatinin önemli liderlerinden, kont ünvanına sahip banker Avram Kamondo (1785-1873) tarafından yaptırılmıştır. Kamondo Hasköy'deki görkemli bir anıt mezarda gömülüdür. Galata Kulesi'nin altında yer alan Sen Pryer Hani ise 1771'de İstanbul'da yaşayan Fransız Kolonisi üyelerince yaptırılmıştır. Osmanlı bankası ilk olarak bu binada çalışmaya başlamıştır. Sen Piyer Hanı'nın arkasındaki, St. Pierre ve Paul Kilisesi 15. yüzyıldan kalmadır. Bugünkü yapı Aya Sofya'yı restore eden, Rus Elçiliği, Darülfunun mimari Gaspare Fossati'ye aittir. Önce Fransızlar, sonra Maltalılar tarafından kullanılan kilisenin arkasında surlara ait kuleler bulunmaktadır.
Beyoğlu Belediye Hastanesi (Kuledibi Hastanesi): ingilizlerin 1860'da Kuledibi'nde bir konsolosluk binası yaptırmalarından sonra 1904'de ingiliz Bahriye Hastanesi olarak inşa edilmiştir. Bahçede Biritish Seamen Hospital'in başharfleri BSH ve 1904 tarihli bir çapa vardır. 1924'de Kızılay'a, 1933'de Belediye'ye devredilmiştir